Sağlıklı bir bronzluk için…
Mart 8, 2008 | Yazar: admin | Kategori: Sağlık Haberleri |
Yazın vazgeçilmez unsuru güneşin vücudumuz üzerindeki etkilerinden ne
kadar haberdarsınız? Güneşin zararlı etkilerinden nasıl korunuyorsunuz?
Amerikan Hastanesi Dermotoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Yasemin Oran,
güneşin zararlı etkilerinden korunmamız için neler yapmamız gerektiğini
anlattı.
Yaz geldi, çoğumuz deniz ve güneşle kucaklaşacağımız sahillerle
buluşmanın tatlı bir sabırsızlığı içerisindeyiz. Peki, yaz tatillerinin
vazgeçilmez unsuru güneşin vücudumuz üzerindeki etkilerinden ne kadar
haberdarsınız? Ya da sağlıklı bir bronzluk için neler yapmanız
gerektiğini biliyor musunuz?
VKV Amerikan Hastanesi Dermotoloji
Bölümü’nden Doç. Dr. Yasemin Oran, güneşin zararlı etkilerinden
korunmamız için neler yapmamız gerektiğini anlattı.
GÜNEŞSİZ BİR HAYAT DÜŞÜNÜLEMEZ! AMA…
Dünyadaki
tüm varlıklar için güneş bir hayat kaynağı. Güneşin insanlar üzerinde
yarattığı en temel faydalar arasında, birçok hastalığın tedavisinde
kullanılan antibaktriyel etkisi yer alıyor. Aynı zamanda vücut üzerinde
D vitamini sentezlenmesini gerçekleştirdiği için özellikle çocukların
kemik gelişiminde temel bir rol üstleniyor. Sağladığı bronzluk etkisi
ile estetik bir öneme sahip olan güneş, akne ve sivilce tedavisinde de
çok işe yarayabiliyor. Ancak, tüm bu faydaları içeren temel hayat
kaynağımız güneş, ozon tabakasının incelmesiyle birlikte artık insanlar
için bir tehlike unsuru haline gelmeye başladı. Ozon tabakasının
incelmesiyle birlikte, yer yüzüne ulaşan ultraviyole radyasyonu
miktarında büyük bir artış oldu. Eskiden, yeryüzüne sadece A ve B
ultraviyole radyasyonu ulaşırken artık C ultraviyole radyasyonu da
ulaşmaya başladı.
Peki, ya sonuç? Sonuç hiç de iç açıcı değil. A
ultraviyole radyasyonu cildin erken yaşlanması ve kırışmasına neden
olurken, B ve C ultraviyole radyasyonları ise deri kanserleri riskini
artırıyor. Bu yüzden de sadece deniz ya da havuz kenarında
güneşlenirken değil, günün her saatinde güneşten korunmamız büyük bir
önem taşıyor.
AÇIK TENLİLER VE KIZILLAR EN RİSKLİ GRUBU OLUŞTURUYOR!
Güneşe
karşı nasıl korunmamız gerektiğini belirlemede cilt tipiniz büyük bir
önem taşıyor. Güneşin zararları açısından en fazla riski, beyaz
tenliler, kızıllar ve hiç bronzlaşamayan ya da güneşe çıktıkça deri
yanıklarıyla sonuçlanan cilt tipleri taşıyor. Cildin rengi koyulaştıkça
yanma riski de o oranda azalıyor. Ancak, esmer tenlilerde de ozon
tabakasının incelmesiyle birlikte güneş yanığı oluşması hiç de az
rastlanır bir durum değil.
NE ZAMAN GÜNEŞLENMELİ?
Yapılan
araştırmalar, güneşlenme için en ideal saatlerin sabahları saat 10.00’a
kadar, öğleden sonraları ise saat 15.30’dan sonra olduğunu ortaya
koyuyor. Bu saatlerin dışında ise, kesinlikle ve kesinlikle gölge
yerlere çekilmen ve dinlenmen öneriliyor. Bu arada, beton zeminlerin ve
deniz suyunun ultraviyole ışınlarını çok iyi yansıttığını da aklınızdan
çıkarmayın. Bu yüzden de gölgede de yanabileceğinizi asla unutmayın!
NASIL GİYİNMELİ?
Şapkalar,
yüzümüz için tam bir koruma sağlamasa da mutlaka kullanılmalı.
Giysilerimiz de güneşin etkilerinin cildimize ulaşmasını engellemiyor.
Özellikle, tatil beldelerinde tatil yapanların giysilerini giymeden
önce ciltlerine uygun bir koruyucu krem sürmelerinde büyük yarar var.
Açık renkli ve pamuklu giysiler, ultraviyole ışınlarını daha fazla
geçiriyor. Ancak, koruyucu kremlerle bu etkiyi bertaraf etmek mümkün.
Çalışan
kişiler ise, eğer serin bir ortamda çalışıyorsa, koyu renkli giysileri
tercih edebilirler. Zira, koyu renkler, ultraviyole ışınlarını
yansıttığı için güneşin etkilerini azaltıyor. Ama buna karşılık sıcağı
absorbe ediyor. Bu yüzden de serin yerlerde çalışan kişiler, koyu
renkli giysileri tercih ederek güneşe karşı daha fazla koruma
sağlayabilir.
EN UYGUN KORUYUCU ÜRÜNÜ NASIL SEÇMELİYİZ?
Öncelikle, koruyucu kremlerin güneşe karşı tam bir koruma sağlamadığını unutmayın!
Güneş kremlerinde yer alan ve SPF olarak adlandırılan farklı
derecelerden oluşan koruma faktörlerinden, cilt tipinize en uygun
olanını seçmeliyiz. Peki, koruma faktörü ne işe yarıyor? Bunu bir
örnekle açıklayalım: Deriniz güneşle buluştuğunda, 15 dakikada
kızarıyorsa ve yanma reaksiyonu gösteriyorsa, koruyucu bir kremde yer
alan 15 koruma faktörü, sizi güneşe karşı 15×15 dakika koruyacak
anlamına geliyor.
Güneşe en fazla hassasiyet gösteren yaşlılar ve bebekler 45-50 SPF, çok
açık tenliler 60 SPF, esmerler 15-25 SPF içeren ürünleri tercih
etmeliler.
Koruyucu ürün seçerken yüzünüz için krem, vücudunuz için süt formundaki
ürünler kullanabilirsiniz. Çok yağlı bir cilde sahip iseniz jel
formundaki kremler ile serinletici sprey kullanabilirsiniz.
Terleme, deniz suyu gibi etkiler koruma faktörünün bir kısmının deriden
atılmasını sağlıyor. Bu nedenle de koruyucu kreminizi dört saatte bir
yenilemeniz gerekiyor.
Güneş koruyucularını deride emilmesi ve etkin bir koruma sağlayabilmesi
için de güneşe çıkmadan yarım saat önce sürmeniz gerekiyor. Aksi
takdirde, cildiniz direkt olarak güneşin zararlı etkilerine maruz
kalıyor.
İçinde, havuç ya da hindistan cevizi gibi katkı maddeleri içeren
koruyucu ürünleri, güneşin etkisini artırdığı ve egzamaya neden olduğu
için önerilmiyor.
Bitkilerle (örneğin havuç) ya da tablet olarak aldığımız betakaroten de
deride boyama etkisi yaratarak hoş bir bronzluk yaratıyor ve aynı
zamanda derinin güneşe karşı korunmasına yardımcı oluyor. Tatile
çıkmadan önce veya tatil sırasında da betakaroten alabilirsiniz.
Tatile gitme şansı olmayanlar içinse hoş bir müjdemiz var: Piyasada
birçok marka adı altında üretilen self bronzanlar oldukça güvenli bir
bronzluk sağladığı gibi, koruma faktörü içerdikleri için de oldukça
etkililer.
OLAN OLDU… YA ŞİMDİ?
Deniz ve güneş banyosunun ardından cildiniz reaksiyon vermeye başladı. Şimdi neler yapmalısınız?
Hafif derecede bir yanma ya da kızarıklık oluşmuşsa, soğuk su
uygulamasının yanı sıra, uzman tavsiyesiyle anti-allerjik bir ilaç
kullanmalısınız. En son olarak da cildinizin rahatlaması ve kaybettiği
nemi tekrar kazanabilmesi için nemlendirici bir krem kullanın.
Yüksek ateş, titreme gibi belirtilerle birlikte, ciltte su toplama,
ağrı gibi etkiler görülüyorsa, bu uygulamaların yanı sıra, Aspirin ve
uzman tavsiyesiyle antiromatizmal ilaçlar (apranaks) kullanmanızı
öneririz.
Yanma vakalarında asla, sulu pudra kullanmayın. Bu tür ürünler, geçici
bir rahatlama hissi yaratsa da, bir süre sonra deriyi gerginleştirir ve
daha fazla rahatsızlık verir.
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum bırakın..
Yorum eklemek için Giriş yapmanız gerekmektedir..





